Verimlilik Nedir?

İşletmeler kârlılığın yüksek olduğu sorunsuz dönemlerde kaynakların etkin olarak kullanılıp kullanılmadığı konusunu araştırma gereği duymazlar. Oysa zaman içinde ekonomik gelişmeler belli bir doygunluğa ulaştığı dönemlerde veya rekabet, aynı işi yapan firmalar arasında en son noktaya çıktığında, yapılan ilk iş kârlılığın nasıl yükseltilebileceğini araştırmak olmaktadır. İşte bu noktada modem işletmeler öncelikle verimliliği artırma çabalanna girişirler.

Bu amaçla; bir taraftan işletmenin üretimini daha düşük maliyetlerle gerçekleştirme yollarını ararlarken diğer taraftan da rekabette başarılı olabilmek için kalitenin yükseltilmesine özen gösterirler. Kaliteyi yükseltme çabaları son zamanlarda “Toplam Kalite Yönetimi” oluşumunu hızlandırmıştır. Bu yönde diğer bir çaba ise asgari personel sayısı ile azami üretimi sağlama çabalarıdır. Bu nokta da dikkatleri “Personel Verimliliği” konusuna yöneltmiştir.

Verimlilik Nedir?

Günümüzde küçük işletmelerin dahi büyük işletmelerle rekabet edecek boyuta gelmelerinin en büyük sebeplerinden biri, verimlilik artırma çabaları ile birlikte her türlü yeniliği büyük bir cesaretle uygulamaya koyabilmiş olmalarıdır.

Temelde teknik ve insani olmak üzere iki alt sistemden kurulu örgütlerin işlevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri için bu sistemlerin dengelenmesi ve verimliliği artırma amacıyla bir takım düzenlemeler yapmaları zorunludur.

Kurumsal verimlilik ve karlılığın altın anahtan ise “Personel Verimliliği“dir.

Verimlilik Nedir?

Terminolojide ilk kez sanayi işletmelerinde ortaya atılan “verimlilik kavramı” en basit tanımıyla girdi ile çıktı arasındaki ilişkidir. Verimliliğin temel göstergesi; girdinin, sabit ya da geliştirilmiş kalitedeki, çıktıya oranıdır.

O halde verimlilik formülü şu şekilde yazılabilir:

Verimlilik Formülü

Örneğin:

Birim zamanda 50 metre kumaş üreten iki işletmeden biri diğerine göre daha az girdi kullanıyorsa; daha verimlidir denilebilir.

En az emekle olumlu sonuçları artırmak; olumsuzları ise ortadan kaldırmak ve aynı zamanda giderleri azaltmak için gösterilen çaba “rasyonel çalışma metodu”na giden yoldur. Bu çaba sonucunda işletmeler çoğunlukla verimli hale gelirler, öyle ise; rasyonellik iş görme biçimi, verimlilik ise elde edilen sonuçtur.

Genelde verimlilik kavramı ile karıştırılan diğer bir kavram ise “randıman“dır. Kanaatimizce iki kavram arasındaki temel fark; amaç ve olanaklar arasındaki eşitsizliktir.

Örneğin;

A kentinden B kentine ulaşmak isteyen 2 araba olduğunu varsayalım. Bu arabalardan biri 8 silindirli BMW, diğeri ise 4 silindirli bir Wolkswagen’dir. BMW sürücüsü B kentine ulaşmak için uzun ve virajlı dağ yolunu tercih ederken motor kapasitesinin ve arabanın teknik üstünlüklerinin tamamını kullanmayı düşünmektedir. Wolkswagen sürücüsü ise kısa düz ancak toprak yolu tercih edip, biran önce B kentine ulaşmayı planlamaktadır. Her iki arabanın da farklı yollardan bir saatte B kentine ulaştığını düşünürsek; BMW sürücüsü randımanlı Wolkswagen sürücüsü ise verimli çalışmıştır diyebiliriz. BMW’nin amacı motor gücünü ve teknik özelliklerini göstermek iken Wolswagen’in amacı biran önce hedefe ulaşmaktır.

O halde verimlilikten bahsedebilmek için:

  • Amaçlara ne ölçüde ulaşıldığının,
  • Kaynakların etkili kullanılıp kullanılmadığının,
  • Gerçekleşmesi mümkün olana kıyasla, gerçekleşenin ne olduğunun bilinmesi gerekir.

Bir önceki yazımız olan Zaman Nasıl Yönetilir? başlıklı makalemizde etkili dinleme ve zaman yönetimi hakkında bilgiler verilmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.